EŞLERİN  KRİZİ

     

    DİKKAT SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINIZ BOŞANMAYA DAVETİYE ÇIKARABİLİYOR!

     

    Son makalemizde 2016’nın değerlendirmesini yaparken Boşanmanın ipi göğüslediğini yani Türkiye’de açılmış davalar istatistiğinde boşanmanın ilk sırada olduğunu paylaşmıştım sizinle. Ne yazık ki gün be gün boşanma oranı artıyor dünyada ve ülkemizde. Dolayısıyla uzmanlık alanlarımdan biri olduğu için Boşanma Davalarındaki çıkmazlar, sıkıntılar, kullanılabilecek deliller ve boşanmanın sonucuna yönelik birkaç şey söylemek isterim.

    Son zamanlarda internetin telefonlarımıza kadar inmesi sebebiyledir ki; hemen her birimiz internetsiz, sosyal medyasız ve hatta grup grup sohbetlerin, eski yeni herşeyin paylaşımını sevdiklerimizle yapabildiğimiz whatsapp’sız yapamaz olduk! Bu kadarı iyi midir, kötü müdür konu tartışmaya açıksa da artık küçücük parmakların bile bizden iyi telefon, tablet, bilgisayar kullandığı gerçeğine hepimiz tanıklık etmekteyiz. Günümüz çağı, internet, bilişim çağı olduğuna göre, işin bu kısmında tarihe düşülen notlar, zaman zaman başımızı ağrıtacak sorunlar çıkarabiliyor karşımıza. Genellikle danışanlarımız, boşanma kararına eşinin internet üzerinden yaptığı paylaşımlar, fotoğraflar, mailler ve benzeri karşılıklı yazışmalar nedeniyle vardıklarını anlatıyorlar biz vekillerine. Burada tabi en çok sorulan soru da bu paylaşımların olası Boşanma Davasında delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı. Esasında kişinin özel hayatının ihlali bir suç olup Türk Ceza Kanunu’nda kişinin özel hayatının deşifre edilmesi yasaklanmıştır ve buna mukabil bu suç, işleyenlerine karşı uygulanacak cezai yaptırımı bulunan çok önemli bir husus olarak kabul edilmiştir.
    Ancak konu, evliliği ve eşleri ilgilendiren, sosyal medya paylaşımları olunca kişinin kendi rızası sonucu paylaşımların yapıldığı bir karine olarak kabul edilecek ve dolayısıyla bu durum hukuka uygunluk yaratacağından artık bir suçtan ya da cezadan bahsedilemeyecektir ve artık bu mecradan elde edilen bilgiler de yasak delil kapsamında değerlendirilmeyecektir.

    Kural olarak; kişilik hakkının ihlali sonucu elde edilen deliller, gizli olarak doğrudan yapılan ya da telefon görüşmesinin banda kaydedilmesi suretiyle edinilen deliller, güvene dayalı bir konuşmanın diğer tarafın haberi olmaksızın dinlenilmesi suretiyle edinilen deliller, bir tanığın evli bir çifti evlerinden gizlice gözetlemesi ve buna dayalı olarak boşanma sebebi hakkındaki açıklamaları, gizlice video kaydı altına almayla edinilen deliller, mektup ve posta yoluyla iletişimin gizliliğinin ihlali sonucu edinilen deliller ve ceza yargılaması usulüne aykırı bir şekilde edinilmiş deliller hukuka aykırı deliller olarak kabul edilmekteyse de mahkemeler evliliği özel hayatın ta kendisi olarak kabul etmekte ve evli eşlerin ispat açısından delil temini konusunda eşler lehine esnek davranmaktadır. Örneğin, aile mahkemeleri genellikle eşlerin birlikte yaşadıkları mekanda ele geçirilen diğer eşe ait fotoğrafları, not defterini veya mektupları mahkemeye delil olarak sunmasını, yaşadıkları ortak alanları diye takdir ederek bu ispat araçlarını hukuka aykırı yollardan elde edilmediğinden bahisle delil olarak kabul etmektedir. Elbette ki; mahkemeler nezdinde sosyal medya ürünü paylaşımlar da kabul edilecek, hukuka uygun deliller kervanına katılacaktır. Ancak “whatsapp” üzerinden ya da “facetime” üzerinden konuşmalar ya da yazışmalar yani internet kaynaklı ispat araçları bilirkişi marifetiyle değerlendirilmesi gereken ayrı incelemeye tabi tutulması gereken daha teknik bir konudur.

    Son olarak deliller yönüyle konuyu şu şekilde özetleyebiliriz. Hukuka aykırı yollardan elde edilmediği sürece “gsm operatörlerinden konuşma ve sms kayıtları, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar örneğin “eşimi sevmiyorum, bu evliliği daha fazla yürütemeyeceğim, eşimle zorla evlendirildim…” gibi evlilik birliğini sarsacak nitelikte paylaşımlar bunun dışında kredi kartı harcamalarını gösterir ekstreler, ses kayıtları, videolar, sehayat harcamaları, otel harcamaları, whatsapp konuşma kayıtları, hastaneden alınacak darp raporları, şikayet sonrası karakoldan alınacak belgeler” gibi bir çok delil mahkemeye sunulabilir ve mahkemenin kanaatini oluşturmak konusunda tanık ifadeleri ile birlikte çok önemli rol oynayabilir. Unutulmamalıdır ki; mahkeme dosyasına konu olmuş bir evlilik genellikle boşanmayla final yapan evliliktir. Dolayısıyla kişiler mutlaka hukuki açıdan haklarını iyi bilmeli ancak hukuken haklıyım diye de bu evliliği mutlaka boşanmayla sonuçlandırmak zorunda değildir çünkü bazen çevresel değişkenler ve eşlerden birinin içinde bulunduğu olumsuz koşullar işleri çıkmaza sokabilmekte ancak zaman sonra bu sorunlar kendiliğinden ortadan kalkabilmektedir. Tüm danışanlarıma da anlattığım gibi Türk Hukuk sisteminde aynı kişiyle bir daha evlenmeme kuralı yoktur; bu nedenle, mahkemeler karşılıklı rıza halinde ya da çekişmeli türde boşanma söz konusu olduğunda severek mi ayrılıyorlar diye araştırmayacak boşanma kararının ve ispat araçlarının doğruluğunu tespit ederek eninde sonunda boşanmaya karar verecektir. Bu nedenle, bu yola çıkılırken etraflıca düşünüp karar alınmalı ve eğer boşanma kararı alındıysa mutlaka işin ehline bu çok önemli dava emanet edilmelidir. Aksi halde, önemli hak kayıpları yaşanması söz konusu olabilir ki; özellikle çocukların velayeti konusunda ve mal varlığına ilişkin konularda yaşayacağınız kayıplar geri dönüşü zor ve boşanma evresinden de yıpratıcı bir süreç halini alabilir boşanan çiftler için.

    ÖZEL HASTANELERE VE YATIRIMCILARINA SÖZÜMÜZ YOK ANCAK FAZLA ALDIKLARI PARALARA İTİRAZIMIZ VAR!

    Yine geçtiğimiz ay içinde bir müvekkilimiz, bir boşanma konusunda danışmalığımıza başvurmuştu ki; laf lafı açtı ve başından geçen başka bir olayı anlattı. Kendisine haklarını ve yapabileceklerimizi anlattığımda ve ödediği paranın haksız olan kısmının tamamını geri alabileceğimizden bahsettiğimde gerekli olan hukuki adımları atmaya karar verdi. Bu konu hemen hepimizi ilgilendiren çok önemli bir konu olduğundan özellikle Bahçeşehir’de tam teşekküllü bir devlet hastanesi olmayışından hepimiz Özel Hastanelerin yolunu tutuyoruz ve bu konuda mağduriyet yaşıyoruz diye burada sizinle bu konuyu da paylaşmak isterim. Özel Hastanelere ve yatırımcılarına sözümüz yok ancak fazla aldıkları paralara itirazımız var! Çünkü, Sgk ile yaptıkları anlaşma gereği biz müşterileri olan hastalarından yalnızca Sgk’nın öngördüğü ücreti almalılar.
    Mevcut uygulama hakkında bilgi verir misiniz?

    Özel hastaneler, SGK ile anlaşıp bu hususu tanıtım kampanyalarında kullanarak müşteri sayısını arttırmayı hedefliyor. Hastalar ise özel hastanelerden aldıkları hizmet bedelinin ise SGK tarafından ödeneceğini, geri kalan bedelin ise cüz’i denebilecek bir miktar olacağını düşünerek kaliteli sağlık hizmeti alabilmek adına özel hastaneleri tercih ediyor. Ancak sonuçta haklarının farkında olmayan hastalar fahiş miktarlar ödeyerek hastaneden mutsuz bir şekilde ayrılıyor. Binlerce hasta ve hasta yakını, özel sağlık kuruluşlarında kendilerine kesilen yüksek faturaları sorgusuz sualsiz ödüyor, ödemeye devam ediyor. Kimi hastalar haklarını bilmiyor kimisi de ‘Sürekli bu hastaneye geliyorum, beni tedavi etmezler’ diye korkuyor. Sonuçta hiçbir itiraz ile karşı karşıya kalmayan özel hastaneler de haksız ve SGK ile yaptıkları anlaşmaya aykırı uygulamalara devam ediyor.

     

    Hastanenin haksız uygulamasının SGK’ya bildirimi tam anlamıyla işe yarar mı?

     

    Bazı hastalar yahut hasta yakınları özel hastanelere ödedikleri ücretin mevzuata aykırı ve haksız olduğunu anlayıp hizmet alınan hastaneden ücretin iadesini istiyor. Genellikle özel hastaneler ücretin iadesi yoluna gitmeyip işi yokuşa sürüyor. SGK ile yaptıkları anlaşmaya aykırı hareket eden özel hastane hakkında faaliyet gösterdiği bölgeden sorumlu olan SGK Müdürlüğü’nde yer alan Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’ne şikayet yoluna başvurulsa da bu durum hasta veya hasta yakınlarının mağduriyetini tam anlamıyla gidermiyor. SGK yaptırım olarak özel hastaneye yalnızca para cezası kesebiliyor; ücretin hastaya iadesi konusunda herhangi bir zorlayıcı karar veremiyor. Hastane, hastaya ücretin iadesi yolunu tercih ettiğinde ise para cezası yarı oranda düşüyor. Caydırıcı bir yaptırımla karşı karşıya kalmayan özel hastaneler haksız uygulamalarına günbegün devam ediyorlar.

     

    Peki hastaların atması gereken adımlar nelerdir?

     

    Anlattığım üzere SGK’ya şikayet hastaların hakkını teslim etmiyor. Fazladan ödediği ücreti geri almak isteyen hastanın şikayet dışında başka bir yol izlemesi gerekiyor. Hastalar, öncelikle hastaneden hizmet aldıklarında fatura ve “Hizmet Dökümü” talep etmelidirler. Ayrıca hastalar, internetten Sağlık Uygulamaları Tebliği'nden yaptıracağı işlem için istenen ücreti araştırmalıdırlar. Bunun yanında ayrıca, SGK’nın web sitesinde, alınan ücret karşılığında özel hastaneye ödenecek olan fark miktarının öğrenilebileceği kolay bir uygulama bulunmaktadır. Hasta, buradan yola çıkarak kendinden kaç kat fazla ücret alındığını hesaplayabilir. Hasta yaptığı araştırmaya göre kendisinden haksız bir ücret alındığı kanısına vardığında, hastanenin ilgili biriminden ücretin iadesini talep etmelidir. Olumlu cevap alınamadığında ise fazla ücret ödeyen hasta artık miktarına göre Tüketici Hakem Heyetine gidecek yahut da dava yoluyla hakkı olan parayı geri alacaktır. Tüketici Hakem Heyeti’nin vereceği karar, özel hastane tarafından yerine getirilmediği takdirde “İlamlı İcra” yapılarak kolay bir şekilde hasta, haksız olarak ödediği miktarın iadesini sağlayabilmektedir.

    Son olarak şunları eklemek istiyorum; başta da söylediğimiz gibi “Özel Hastanelere ve yatırımcılarına sözümüz yok ama fazla ödenen paralara itirazımız var” derken; Özel Hastanelerin bir ticari müessese olması gerçeğinin yanında yine de söz konusu olan müşteri portföyünün hastalar ve yakınları olması ve belli başlı sağlık kaygısı dolayısıyla fahiş miktarlı ücretler ödenmesinin bir zorunluluğa dönüşmesinin hakkaniyete aykırı olduğunun altını çizmekti gayemiz. Ayrıca hastanelere adım attığınız anda başlayan tahliller silsilesinin de gerekliliği, yazılan ilaçların niceliği ve ülkemiz ekonomisi üzerindeki etkileri de ayrıca üzerine uzunca düşünülmesi ve tartışılması gereken başka bir konu bunu da başka bir söyleşimizde sizinle paylaşmaktan memnuniyet duyarım.
    Sevgi ve Saygılarımla…
    Avukat Hakime Işıklı
    Bahçeşehir Hukuk Bürosu
    Fırat Cad. No:2 İşmekan Residence Kat:11 Ofis:76 Bahçeşehir
    0212 669 22 44 0532 510 19 81a