Tamir etme kavramı, mevzuatımızda tanımlanmamıştır. Brockhaus ansiklopedisinde tamir etme kavramı, “alıcının ayıba karşı tekeffül dolayısıyla sahip olduğu kanuni ayıba karşı tekeffül taleplerinin yerine getirilmesine engel olunması için, satılmış maldaki ayıpların giderilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
    TÜKETİCİ HUKUKU
    ÜCRETSİZ ONARIM HAKKI
    İSTANBUL, 2015
    İÇİNDEKİLER
    GİRİŞ………………………………………………………………………………………….1
    ÜCRETSİZ ONARIM İSTEME HAKKI…………………………………………………...2
    A. TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ……………………………………………………….2
    B. ONARIM HAKKININ KULLANILMASININ SINIRLARI…………………………...3
    C. ONARIM HAKKI NEDENİYLE SORUMLU OLAN KİŞİLER……………………...5
    D. ÜCRETSİZ ONARIM HAKKININ KULLANILMASI………………………………..6
    E. TAZMİNATA İLİŞKİN……………………………………………………………….....7
    F. ZAMANAŞIMI……………………………………………………………………………8
    SONUÇ……………………………………………………………………………………….10
    KAYNAKÇA…………………………………………………………………………….......11
    GİRİŞ
    Malın ayıplı olması nedeniyle tüketicinin ne gibi haklara sahip olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 11 hükmünde düzenlenip, tüketiciye dört ayrı seçimlik hak tanınmıştır. Bu hükme göre, malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin seçimlik hakları; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkıdır. Bu düzenlemeye paralel bir düzenleme ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda madde 227’de bulunmaktadır. Söz konusu hükme göre, satıcının ayıptan sorumluluğu kapsamında alıcıya, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 11’de tüketiciye tanınan seçimlik haklara benzer seçimlik haklar tanınmıştır; ancak devam eden hükümler açısından çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile yapılan düzenlemeler tüketicinin lehine hükümler içermektedir.
    Çalışmamızda, malın ayıplı olması halinde tüketicinin sahip olduğu seçimlik haklardan, ücretsiz onarım isteme hakkı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında incelenecek olup, düzenleme olmaması veya kanun hükmünün yönlendirmesi durumlarında Türk Borçlar Kanunu hükümlerine de yeri geldikçe değinilecektir.
    ÜCRETSİZ ONARIM İSTEME HAKKI
    A. ONARIM HAKKININ TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
    Tamir etme kavramı, mevzuatımızda tanımlanmamıştır. Brockhaus ansiklopedisinde tamir etme kavramı, “alıcının ayıba karşı tekeffül dolayısıyla sahip olduğu kanuni ayıba karşı tekeffül taleplerinin yerine getirilmesine engel olunması için, satılmış maldaki ayıpların giderilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır.  Öğretide, tamir etme kavramının kullanılmasında bir birlik bulunmamaktadır. Bazı yazarlar ayıbın tamir edilmesi yerine ayıbın giderilmesi kavramını kullanırken, bazıları ise ayıbın onarılması kavramını tercih etmektedir. Aynı şekilde, kanuni düzenlemelerde de bir birlik bulunmamaktadır, tamir veya onarım kavramı kullanılmaktadır. Bu kavramlar arasında bir farklılık bulunmamaktadır.
    Tüketicinin, satın almış olduğu ayıplı malın tamirini isteme hakkı günümüz çağdaş toplumunun bir gereğidir. Günümüzde insanlar ihtiyaçlarını istisna sözleşmelerle değil, seri üretim sanayi mallarını satın alarak karşılamaktadırlar. Kanun koyucu da bu noktada tüketiciye, 6502 sayılı TKHK m. 11/1 hükmü ile kolaylık sağlamış bulunmaktadır. Şöyle ki; alıcı aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz olarak onarılmasını isteme hakkına sahiptir.
    Tüketiciye sağlanan bu hakkın yenilik doğuran bir hak olup olmadığı konusu doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre, tüketicinin seçimlik hakkı bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih edilen hak geçmektedir ve bu özelliği nedeniyle de tüketicinin onarım hakkı yenilik doğurucu bir haktır. Bir diğer görüşe göre ise, onarım talebi tüketicinin ifa menfaatine ulaşmasını sağlayan, sözleşmenin kurulması anından itibaren satıcının sahip olduğu asli ifa ediminin, onarım adı altında tali ifa talebine dönüşmesiyle ifa menfaatine hizmet eden taleplerdir.
    Fikrimce, malın ayıplı olması halinde tüketicinin sahip olduğu seçimlik haklardan biri olan onarım hakkı, aynen ifanın devamı niteliğinde bir alacak hakkıdır. Tüketicinin seçimlik hakkı bir kez kullanmakla sona ermeyecektir. Malın, tamir edilememesi durumunda ayıpsız ifa sonucuna ulaşılamayacak, böylece tüketici diğer seçimlik haklarına başvurabilecektir.
    B. ONARIM HAKKININ KULLANILMASININ SINIRLARI
    6502 sayılı Tüketici Kanununda yapılan düzenlemeler kural olarak tüketici lehine olmak üzere emredici nitelik taşır. Tüketici Kanununda yapılan düzenleme uyarınca tüketici seçimlik haklarını dilediği gibi kullanabilir.
    Her ne kadar tüketici seçimlik haklarını kullanmakta serbest ise de ücretsiz onarım hakkının kullanılması bazı hallerde satıcıyı zor durumda bırakabilir, buna göre malın onarımı imkânsız ise bu talebin ileri sürülmesi mümkün olmayacaktır, imkânsız olmasa bile ücretsiz onarım hakkının kullanılması satıcı açısından orantısız güçlükleri beraberinde getirecekse bu hak kullanılamayacaktır. MK m. 2 ile düzenlenen doğruluk ve dürüstlük ve hakkın kötüye kullanılması kuralları bu hakkın sınırını oluşturacaktır.
    TKHK m. 11/1.c hükmü, aynı TBK m. 227’de olduğu gibi, öncelikle onarım hakkının kullanılması için ayıbın giderilmesinin aşırı bir masraf gerektirmemesini aramaktadır. TBK m. 227/5 onarım hakkının kullanılmasına bir sınırlama getirmektedir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakınsa alıcı ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarından birini kullanabilir. Nitekim bu, hakkın kötüye kullanılması yasağının da doğal bir sonucudur.
    Onarmanın aşırı bir masraf gerektirmesi durumunda, alıcıdan yenisi ile değiştirme hakkını veya diğer seçimlik haklarından birini kullanması beklenir. Malın onarılması, yenisinin verilmesi ile karşılaştırıldığında çok daha masraflı olacaksa tüketicinin malın onarılmasında ısrarcı olması hakkın kötüye kullanılması sayılacaktır. Ancak Yargıtay’ın içtihatları incelendiğinde genelde tüketicinin seçimlik hakkını kayıtsız şartsız desteklediğini ve satıcıya savunma imkânı vermediği dikkat çekmektedir.
    Söz konusu hükümlerin lafzına rağmen dürüstlük kuralına göre aşırı bir masraf gerektirmese bile ayıbın giderilmesinin kendisinden beklenebilir olmadığı başka hallerde, TKHK m. 11/3’te de yer aldığı üzere, orantısızlığın olduğu her halde tüketici satıcıdan ayıbın giderilmesini isteyememelidir; orantısızlığın tayininde -1999/44/EC sayılı Direktif m. 3/2’ye paralel olarak- malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik hakka başvurmanın tüketici açısından sorun doğurup doğurmayacağı dikkate alınacaktır.
    Örneğin, satın alınan bir vidanın dişlerinin bozukluk olması durumunda vidanın tamiri yerine yenisi ile değiştirilmesi daha uygun olacakken; satın alınanın bilgisayar olması ve klavyede bulunan bir tuşun bozuk olması halinde, alıcının yeni bir bilgisayar talep etmesi ayıbın önemsiz olması nedeniyle orantısızlık savunması ile karşılaşılabilir ve bu hallerde çalışmayan tuşun değiştirilmesi yani onarım hakkının kullanılması uygun olan çözüm olacaktır.
    TKHK m. 11/1.c hükmü bir açıklık getirmese de, tüketici tarafından ücretsiz onarım seçimlik hakkının kullanılabilmesi için onarım teknik ve fiziksel olanaklar dahilinde mümkün ve işlem hayatının kabulleri ve dürüstlük kuralına göre satıcıdan beklenebilir olmalıdır.
    TKHK’nın hükümleri nisbi emredici nitelikte olduğu için tüketicinin aleyhine yapılan sorumsuzluk anlaşmaları geçersizdir. Ancak TBK’nın ilgili hükümleri emredici nitelikte olmadığı için gerek onarım hakkını ortadan kaldıran sözleşme hükümleri, gerekse bu hakkı saklı tutmakla birlikte diğer seçimlik hakları alıcının elinden alan sözleşme hükümlerini, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun kapsamını daraltan anlaşmalar olarak değerlendirilecek ve geçerli olacaktır. Bu sorumsuzluk anlaşmasının sınırını ise TBK m. 221oluşturmaktadır. Bu hükme göre satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise ayıptan doğan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma hükmü kesin olarak hükümsüzdür. Sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin şartlar, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla bağlayıcılık kazanır; tek taraflı irade beyanı yeterli değildir.
    TBK’ ya tabi satışlarda onarım hakkının kullanılmasının bir sınırını da madde 227/3 oluşturmaktadır. Madde hükmüne göre, satıcı alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini derhal vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Bu hüküm, sadece TBK’ ya tabi satışlarda geçerlidir. TKHK m. 11/1 bu hükmün tüketici satışlarına uygulanmasına engel teşkil eder; satıcı tüketicinin tercih ettiği seçimlik hakkı yerine getirmekle yükümlü kılınmıştır.
    TKHK m. 83/1 düzenlemesine göre, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. TBK m. 228/2’ye göre satılan alıcıya yüklenilebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir. Bu hüküm hem TKHK’ daki satışlar hem de TBK satışları için geçerli olur. TKHK ’da, hem tüketicinin ayıplı malın kendisine yüklenebilen bir sebepten yok olması, malı başkasına devretmesi ya da biçimini değiştirmesine ilişkin bir hüküm bulunmadığından hem de bu hükmün tüketicinin imkanlarını daraltmadığından hareketle bu hükmün uygulanabileceği söylenebilir.C. ONARIM HAKKI NEDENİYLE SORUMLU KİŞİLER
    TKHK m. 11/2 ye göre, ücretsiz onarım hakkı satıcı haricinde üretici ve ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu hakkın yerine getirilmesi hususunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Ancak, üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulamaz. Tüketicinin sahip olduğu onarım hakkını satıcı, üretici veya ithalatçıdan herhangi birine karşı kullanması yeterli olacak, seçimlik hakkın kullanılmasıyla doğacak ücretsiz onarım borcunun ifasından, seçimlik hak kendisine karşı kullanılmayan diğer sorumlular, yasal borca katılma çerçevesinde müteselsilen sorumlu olacaklardır.
    TBK, sadece satıcının akdi sorumluluğunu düzenlediği halde; TKHK, satıcı dışında, tüketiciyle sözleşmeye dayanan bir ilişkisi olmayan üretici ve ithalatçıyı da sorumlu kişiler arasında saymıştır böylece tüketici lehine sorumlu olacak kişilerin kapsamı genişletilmiştir. Ayıplı mal nedeniyle sorumlu kişiler arasında servis sorumlu olarak sayılmamıştır.
    TKHK m 11/1 ve 2 fıkralarda yapılan düzenleme uyarınca malın ayıplı olması durumunda öncelikli olarak sözleşmenin tarafı olması nedeniyle satıcının sorumlu olması esastır. Ancak tüketicinin, satıcının ortadan kaybolduğu durumlar da dahil olmak üzere ücretsiz onarım hakkını ithalatçı veya üreticiye karşı da kullanabilmesi üretici veya ithalatçının o malı gereği gibi onarabilecek olmaları nedeniyle anlamlı olacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki üretici veya ithalatçı satıcıdan farklı olarak ayıbın malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
    Satıcının mala ilişkin ek vaatlerinden, yani sübjektif ayıplardan imalatçı sorumlu tutulamaz, bu ek vaatlere aykırı bir mal teslim edilmiş ise tüketici yalnızca satıcıya başvurabilecektir.
    Tüketicinin ücretsiz onarım hakkını kullanmasına rağmen malın; garanti süresi içinde tekrar arızalanması, tamir için gereken azami sürenin aşılması, tamirinin mümkün olmadığının bir raporla belirlenmesi durumlarında tüketici malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya malın ayıpsız misliyle değiştirilmesini satıcıdan, ıslah yapılmasına gerek olmadan, talep edebilir.
    Son olarak tüketicinin, onarım hakkını kullanması sebebiyle ortaya çıkan tüm masrafların (nakil, işçilik masrafları veya malzemeye ilişkin masraflar) tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanması zorunludur. Kanunda yer almamakla birlikte, alıcının satıcıdan tamiri talep yerine, doğruluk ve güven kuralları içinde kendinin yaptırdığı tamir bedelini de isteyebilmesi gerekir.
    D. ÜCRETSİZ ONARIM HAKKININ KULLANILMASI
    Tüketici, satın aldığı malın ayıplı çıkması halinde satıcıdan bunun ücretsiz olarak onarımını isteme hakkına sahiptir. Bu hakkını tek yanlı ve varması gereken bir irade beyanı ile kullanır. Ücretsiz onarım talepleri genellikle garanti hükümleri dahilinde talep edilmekte ve bu talep satıcı-üreticinin yetkili servisi tarafından yapılmaktadır.
    Tüketicinin, malın ayıplı çıkması durumunda satıcı veya yetkili servise başvurmadan kendisinin müdahalede bulunması, bu nedenle arızanın büyümesi ya da malın tamamen çalışmaz hale gelmesi söz konusu olduğu durumlarda, malın arızasının tüketicinin kusurundan kaynaklandığı veya malın bozulma nedeni ile tüketicinin yetkisiz müdahalede bulunduğunu ispat külfeti satıcıya veya üreticiye aittir.
    Onarım seçimlik hakkının kullanılabilmesi için, satılanda tespit ettiği ayıpları satıcıya, ayıp ortaya çıkar çıkmaz derhal bildirilmesi gerekmektedir. Yetkili servis ise, onarım hakkının kullanılabilmesi için ayıbın niteliğini ve niceliğini tüketiciye bildirmesi gerekmektedir.
    Örneğin, tüketici aldığı televizyonun arızalanması durumunda bunu yetkili servise götürebilir. Yetkili servis yaptığı inceleme sonucunda ekran arızası gibi önemli bir arıza olduğunu tespit ettiğinde durumu öncelikle tüketiciye bildirmelidir. Arızanın niteliği tüketiciye bildirilmesinden sonra tüketici onarım talep ediyorsa bu işlem yapılmalıdır. Bildirim yapılmadan, yetkili servis onarım işlemine başlayamaz. Tüketici arızanın önemini ve niteliğini anladıktan sonra seçimlik haklarından birini kullanması hakkaniyete uygun olacaktır.
    Tüketicinin, ücretsiz onarım hakkını seçtiği durumlarda, söz konusu taleplerin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren 30 iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise 60 iş günü içerisinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, TKHK m. 58 hükmünde düzenlenen, satış sonrası hizmetlere ilişkin yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin tamir süresi farklı olarak gösterilebilir. Listedeki mallar için tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir.
    Kural olarak, seçimlik haklarından birini kullanan tüketicinin, sonradan bu hakkından dönerek diğer seçimlik haklarından birini kullanması mümkün olmamakla birlikte; TKHK m. 13 hükmüne göre, garanti belgeli mallar yönünden tercih hakkını onarım yönünde kullanan tüketiciye, malın yenisi ile değiştirilmesini isteme hakkı, belirli koşullar gerçekleşmesi durumunda ayrıca verilmiştir
    Satıcı, malın garanti belgesine göre garanti altında olduğu süre boyunca, gerek malzeme ve işçilik, gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde, malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli veya başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin, malın onarım için teslim edildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde tamir etmekle yükümlüdür, satıcı bu yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmez veya tamir süresini uzatır veya onarım yapılmakla birlikte; aynı arızanın ikiden fazla veya farklı türden arızaların dört seferden fazla ortaya çıkması ve malı kullanamamanın süreklilik kazanması halinde, tüketici başlangıçta onarım hakkını kullanmış olsa bile, yenisi ile değiştirilmesini isteme hakkı doğacaktır.
    E. TAZMİNATA İLİŞKİN
    Tüketicinin, kendisine teslim edilen malın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları dışında bir de tazminat talebi olacaktır. TKHK m. 11/6 hükmü uyarınca, tüketici seçimlik haklarından biri ile birlikte TBK hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir. Bu düzenleme, tüketicinin tazminat talebinin tek başına bir seçimlik hak olarak ele alınmasına engel değildir. TBK m. 227/2 ile de, bu konu açıkça düzenlenmiş, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğunu belirtmiştir. Tüketici genel hükümler çerçevesinde sahip olduğu haklardan, Tüketici Hukuku çerçevesinde yoksun kılınamayacağından, şu halde, tüketici başlı başına bir seçimlik hak olarak tazminat talebinde bulunabilecektir.
    Tüketici ayıplı mal nedeni ile uğradığı maddi manevi tüm zararların tazminini isteyebilecektir.  Yargıtay tarafından verilen kararlarda, manevi tazminatın kapsamı ve niteliği şekillendirilmiştir, aralarında sözleşme ilişkisi bulunan taraflardan birisinin eylemi sözleşmeye aykırı olması yanında karşıdakinin ruhsal veya bedensel bütünlüğü açısından zarara da yol açıyorsa, haksız eyleme benzer bir etkinin varlığının kabulü ile oluşan manevi zararın tazmin edilmesi zorunludur.
    Ayıplı mal nedeni ile manevi tazminata karar verilebilmesi için TBK m. 58 ve TMK m. 24 hükmünde öngörülen yasal koşulların bulunması gerekmektedir. Manevi tazminat istenebilmesi için, tüketicinin kişilik hakları veya vücut bütünlüğünün zarar görmesi gerekmektedir.
    F. ZAMANAŞIMI
    TKHK m. 11’ de malın ayıplı olması halinde seçimlik hakların kimlere karşı ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Bu kişilerin ne kadar süreyle sorumluluklarının devam edeceği oldukça önemlidir. TKHK m. 12 hükmünde belirlenen zamanaşımı süresi içinde sorumlulara karşı dava açılabilir.  Ayıp halinde zamanaşımı süreleri şu şekilde sıralanabilir;
    -Taşınır mallar ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi mallar; teslim tarihinden itibaren TKHK m. 12/1 uyarınca, 2 yıldır.
    -Konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda; teslim tarihinden itibaren TKHK m. 12/1 uyarınca, 5 yıldır.
    -Ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı yapılacak talepler için TBK m. 146 uyarınca, 10 yıldır.
    -İkinci el satışlarda TKHK m. 12/2 uyarınca, taşınır mallarda 1, taşınmazlarda ise 3 yıldır.
    Tüketiciye satılan malın ayıbı, satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmiş ise satıcı veya üretici(ithalatçı) TKHK m. 12/3 ve TBK m. 146 uyarınca zamanaşımı hükümlerinden istifade edemez. Örneğin, otomobil 2000 yılında tüketiciye satılmış ancak 2008 yılında şanzıman içerisinde bulunan parçanın yerinden çıkması üzerine araçta arıza meydana gelmişse ve yapılan teknik incelemede bunun imalattan kaynaklanan ağır kusur nedeniyle oluştuğu tespit edilirse iki yıllık zamanaşımı süresi dolsa bile üretici ayıptan dolayı tüketiciye karşı sorumludur.
    TKHK m. 12/1’e göre sözleşmede daha uzun bir süre belirtilmedikçe denmek suretiyle zamanaşımı süresinin uzatılabileceğini kabul etmiştir.  Aynı şekilde TBK m 231’de satıcı tarafından ayıbın daha uzun süre üstlenmek suretiyle zamanaşımı süresinin uzatılması mümkün kılınmıştır. TKHK’ nın emredici karakteri dikkate alındığında, burada yer alan zamanaşımı sürelerinin tüketicinin aleyhine olarak kısaltılmaması gerekmektedir.
    Tüketiciye satılan malın gizli ayıplı olması durumunda Tüketici Kanununda gizli ayıp ihbarının hangi sürede yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda TKHK m. 83 yollaması ile TBK m. 223/2 uyarınca satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkartılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu tür bir ayıbın sonradan anlaşılması halinde durum derhal satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmediği takdirde bu mal ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren 6 ay geçtikten sonra ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden hemen ayıp ihbarının yapılmaması durumunda tüketici kanunundan kaynaklanan seçimlik haklar kullanılamaz.
    Zamanaşımının kesilmesine ve durmasına ilişkin genel hükümler burada da uygulanır. Satıcı ayıpları giderme taahhüdünde bulunduğu hallerde, hatta zımnen bir bit taahhüdün bulunduğu hallerde zamanaşımı kesilir; çünkü satıcı ayıba karşı tekeffül borcunu tanımış olmaktadır. Satıcı davranışlarıyla, tüketicide bir dava açılması gereksizliği kanısının uyanmasına yol açmış ise, zamanaşımı def’inde bulunması hakkın kötüye kullanılması sayılacaktır.
    Zamanaşımı süresinin asli amacının alıcının mal üzerinde fiili hakimiyet kurması ve onu inceleyerek ayıplarını tespit etmesi olduğuna göre başlangıç anı malın gerçekten kullanılabilir şekilde alıcının iktidarında bulunduğu an olmalıdır, bu an zilyetliğin kazanılma anı olabileceği gibi, malın çalıştırılması anı da olabilir.
    Satıcı, satım konusu malın tamir edilmesi borcunu gereği gibi yerine getirmemesi durumunda borcundan kurtulamayacaktır, bu durumda atım konusu mala ilişkin temerrüt hükümleri uygulanacaktır . Çünkü, alıcının ister kanundan ister sözleşmeden kaynaklansın, satım konusu ayıplı malın tamir edilmesi hususunda, satıcıya veya üreticiye karşı bir alacağı, satıcı ve üreticinin de alıcıya karşı bir borcu söz konusudur. Bu sebeple TKHK’ da düzenlenmemesine rağmen malı gereği gibi veya hiç tamir etmemesi durumunda temerrüde düştüğü söylenebilir. Bu durumda TBK’ da yer alan temerrüde ilişkin hükümler uygulanmalıdır.
    SONUÇ
    Çalışmada, tüketicinin ayıplı malda seçimlik haklarından biri olan onarım hakkı incelenmiş olup bu konuyla ilgili TKHK ve TBK hükümlerine değinilmiştir. Kanun Koyucu, TKHK’ da, ayıba karşı tekeffül hükümlerini, esas itibarıyla, TBK’ da yer alan satım sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümlerine paralel olarak düzenlemiştir. Bu Kanun hükümlerinde, TBK’ dan farklı olarak tüketicinin daha fazla korunması amaçlanmıştır.
    KAYNAKÇA
    ASLAN, İ. Yılmaz, Tüketici Hukuku, 5. Baskı, Bursa 2015
    ARAL, Fahrettin/ AYRANCI, Hasan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 2. Baskı, Ankara 2015
    ARBEK, Ömer, Satım Konusu Ayıplı Malın Tamir Edilmesi, Ankara, 2005
    ATAMER, Yeşim/ BAŞ, Ece, “Avrupa Birliği Hukuku İle Karşılaştırmalı Olarak 6502 Sayılı Yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Uyarınca Satım Sözleşmesinde Ayıptan Doğan Sorumluluk” , İstanbul Barosu Dergisi, Cilt:88, Sayı:1, 2014
    ATAMER, Yeşim, “ Taşınır Satım Sözleşmesi”, İstanbul, 2012
    AYDOĞDU, Murat/ KAHVECİ, Nalan, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 2. Baskı, Ankara 2014
    ERDOĞAN, İhsan, “Tüketicinin Ayıplı Mal ve Hizmet İfalarına Karşı Korunması”, Ankara, 2013
    EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Ankara 2015
    GÜMÜŞ,  Mustafa Alper, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Şerhi, İstanbul, 2014
    GÜMÜŞ, Mustafa Alper, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 3. Baskı, İstanbul, 2013
    İNAL, H. Tamer, Tüketici Hukuku, 3. Baskı, Ankara, 2014
    KARA, İlhan, Tüketici Hukuku, Ankara, 2015
    YAVUZ, Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, İstanbul, 2014
    YAVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler,  13. Baskı, İstanbul, 2014
    Av. Zülal Temizel
    *Her hakkı saklıdır. Yayımlayana aittir.*
    reel-kesim-guven-endeksi-tuketici-alisveris