Bir yılın daha sonuna gelmişken açılışını 2016 Haziranda yapan ve Bahçeşehir İşmekan Residence’da kurmuş olduğu Bahçeşehir Hukuk Bürosu’nda kendisini ziyaret ettiğimiz ve bu yılın dava çeşitliliği ve sonuçları üzerine konuşacağımız  Avukat Hakime Işıklı ile beraberiz. Hakime hanım,2016 yılının adli istatistiklerine göre bu yıl vatandaşlarımız en çok hangi konularda mahkeme kapılarını aşındırmışlar?

    2016 yılı Adli istatistikleri bu yıl için bize her seneye benzer bir şekilde miras hakkından doğan davaların en çok görülmekte olan davalar olduğunu söylemektedir. Ne derler bilirsiniz; “Ölüm Hak Miras Helal”dir. Ancak ne var ki, ilkel çağlardan günümüze, toplumda, insanlar arasında huzursuzluk  çoğunlukla mülkiyet yüzünden çıkar. Miras yüzünden birbirine düşman olan kardeş sayısı hiç de az değildir. Bu çekişmeleri önlemek için tarih boyunca bütün hukuk sistemleri miras konusunda ayrıntılı düzenlemeler yapmak zorunda kalmışlarsa da dünyevi isteklerle  en yakın akrabalar dahil olmak üzere insanlar kendine hak gördüğü terekeyi almak üzere münakaşaya devam etmişler ve çok da insani bir güdüyle günümüz miras davalarına konu şahıs olmuşlardır.

    Tereke Nedir? Mirasçılara Nasıl Geçer ?

     

    Bir kişinin ölmesi üzerine geriye kalan tüm mal varlığına tereke denir. Terekeye ölenin tüm alacaklarıyla birlikte borçları da dahildir.
    Türk Medeni Kanunu mirasın geçişi konusunda “külli halefiyet prensibini" kabul etmiştir. Yani tereke bir bütün halinde, alacak ve borçlarla beraber, miras bırakanın ölümüyle kendiliğinden yasal ve atanmış mirasçılara geçer.

    Peki Veraset ilamı nasıl alınır  ?

     

    Mirasçılık hakkının tespiti açısından ilk yapılması gereken bir veraset ilamı çıkarmaktır. Bunu Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açarak gerçekleştirebilirsiniz.  Bunun yanında; yeni kanunda noterlere verilen yetkiye dayanarak, bulunduğunuz yerdeki notere başvurarak da  veraset (Mirasçılık Belgesi)  ilamı çıkartabilirsiniz. İkinci yol yani Notere başvurmak hem daha kısa hem de daha az masraflı bir yoldur.
    Aldığınız veraset ilamı ile hem hak sahibi olduğunuz kanıtlanır; hem miras payınız belirlenir hem de tereke üzerinde işlem yapma yetkisi ortaya çıkar. Yani veraset ilamı ile Tapu dairesine ölen dedenizden   kalan taşınmazların intikali için başvurabilir ya da Vergi Dairesinden Veraset İntikal vergisi vb. ödemeleri yapabilirsiniz.

    Yine çok merak edilen bir hususu açıklamanızı isteyecek olursak, bir kişi mirasının tamamını vasiyet edebilir mi?

     

    Miras Kanunu’na göre, miras bırakan kişi kanuni mirasçılarını göz ardı edip tüm mal varlığını bir kişiye ya da kuruma bağışlayamaz veya vasiyet edemez. Kanun, saklı paylı  mirasçıların miras hakkını  korumaktadır.
    Ölen kişi, tüm mal varlığı üzerinde vasiyet yapmış ise bu vasiyeti korunan hisselere yani saklı paylı mirasçıların paylarına  dokunursa geçerli olmaz.
    Miras kanununa göre saklı pay sahibi mirasçılar miras bırakanın alt soyu (çocukları, torunları) ya da anne babası ile sağ kalan eşidir.

    En çok karşılaşılan miras davaları hangileridir?

     

    Miras ile ilgili davaların büyük bir çoğunluğu mirastan mal kaçırma durumundan doğar. Bu, muris muvazaası nedenine dayanmaktadır. Bu davalarda miras bırakan, mirasının bir kısmını istediği kişiye devrederek diğer mirasçıların mirastan pay almasını engellemeye çalışmaktadır. Ancak bu durumda, miras hakkı elinden alınan mirasçının dava hakkı bulunmaktadır. Açacağı dava ile miras bırakanın terekesinden çıkan malların mal kaçırma kastıyla devredildiğini ispatlaması durumunda davayı kazanacaktır.

    Diyelim ki mirasbırakanın varlıktan çok borcu bulunmakta, bu durumda Mirasın reddi mümkünmüdür?
    Mirasçılar ölen kişinin mirasını kabul etmek istemiyorlarsa 3 ay içinde redd-i miras (mirasın reddi)davası açmaları gerekmektedir. Redd-i miras davaları sayesinde mirasçılar ölenin borçlarından kurtulabilmektedirler. Ancak önemle belirtmeliyim ki; mirası reddederken yalnızca borçlardan değil miras bırakanın haklarından da vazgeçmiş olunacaktır. Bu nedenle, Miras Hukuku ile ilgili davalarda bir avukattan yardım alınması oldukça önemlidir. Zira çözümlenmesi çok kolay olmayan ve ispatlanması zor olaylar karşısında hukuk bilgisi olmayan kişilerin hak kaybına uğraması kuvvetle muhtemeldir.

     

    Peki bu yılın en önemli miras davası nedir sizce?

     

    Yalnızca bu yılın değil bence yüzyılın en önemli miras davalarından biri olan, gerek terekeye konu olan mallar ve değerleri, gerek varisler ve sayıları,  gerekse de diplomasi krizi yaratacak şekilde  ABD ye nota vermemizi gerektirecek kadar  önemli bir bürokratik olay olan Sultan II Abdülhamidin varislerinin 2010 yılında açtığı veraset belgesi talebi davasıdır. En son duruşması İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinde 26 Eylül 2016 da yapılan dava 300 kişilik varis listesi ile hayli karmaşık yapıda bir dosya. Ayrıca,  her geçen gün mirasçıların vefatından dolayı davaya yeni mirasçılar ekleniyor. Bu durum yargılamanın uzamasına neden oluyor. “Sultan Abdülhamit’in veraset belgesi talepli dava İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde devam ederken  dosya bilirkişiye tevdi edildi ve bilirkişi bazı evrakların çevirisini ve orijinalini talep etti. II. Abdülhamid'in, kimi Şam’da, kimi Beyrut’ta kimi Meksika’da yaşayan 11 mirasçısı 6 yıl kadar önce dava açmıştı. Hali hazırda devam eden en büyük miras davalarından biri olan bu  dosya, yurtdışında bulunan mirasçılar nedeni ile tıkanma noktasına gelmiş bulunmakta. Örneğin varislerden biri ABD’de yaşayan Samiye Hatun, Kızırderili Larry D'appadoca ile evlenmiş ve D'appadoca soyadını almış bir Osmanlıdır.  Söz konusu varis, Samiye Hatun 1992’da Newyork’ta vefat etmişti.  Bir kısım davacının avukatına göre çocuksuz ve dul olarak vefat eden Samiye Hatun’un davaya tevdi edilen bilirkişi raporunda  en son medeni halini gösteren durum yer almadı. Bu yöndeki kayıtlara da ulaşılamadı. Başvurular neticesinde kayıtları mahkemeye vermeyen ABD’ye Dış işleri Bakanlığımız kararı ile Nota verildi.

     

    Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. Padişahı Abdülhamit’in soyundan gelen varislerin dedelerinden miras kaldığını öne sürdükleri değerli mülk ve araziler için başlattığı hukuk mücadelesi sürmekle birlikte  talep edilen yerlerin toplam değeri milyar dolarla ifade ediliyor, Bu yerler arasında Kabataş Meydanı, Galatasaray Adası, Dolmabahçe’de bostan, İzzetpaşa Mahallesi(Çiftciliği), Veliefendi Hipodromu’nun olduğu bölgeler yer alıyor. Tüm bu unsurlar nedeniyle bence yüzyılın miras davası yakıştırması hiç de yadırganacak bir yaklaşım olmaz. Bu davanın sonucunu bir hukukçu olarak ben de sabırsızlıkla beklemekteyim. Bununla birlikte büromuzun da uzman kadrosu ile titizlik ve mahremiyet hassasiyetiyle danışmanlık verdiği bir diğer konu olan boşanma davaları ne yazık ki ülkemiz Mahkemelerinde ikinciliği üstlenen dava türüdür. Son yıllarda hızla artan boşanma vakaları, toplumun yapı taşı olan çekirdek ailelerin dağılması özellikle boşanmış anne babanın evladı olan çocuğu olumsuz olarak etkilemektedir. Bununla ilgili Devlet Kurumları aracılığıyla “aile terapistleri ve çocuk terapistleri hizmetleri” yalnızca alınan bir randevu karşılığında verilmekteyse de kimi zaman evlilik birliğinin temelden sarsılmış olması yüzünden çiftlerin bir arada yaşamının mümkün olamayışı ile evlilikler yine de son bulabiliyor. Aile Hukukundan doğan uyuşmazlık içinde bulunan ve kendi dayandıkları sebeplere göre  boşanmaya karar veren çiftler  bağlı bulundukları ikamet adreslerine göre Aile Mahkemesi’ne başvurarak ya çekişmeli ya da anlaşma protokolü dahilinde boşanabiliyorlar. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki; teknik anlamda yapılacak bir eksiklik önemli hak kayıplarının yaşanmasının önünü açacağı gibi baştan söylenmeyen bir hususun sonradan eklenmesi de mümkün olmayabilecektir. Bununla birlikte yasak deliller ile ispatlanmaya çalışılan savlar yine mahkeme tarafından reddedilebilecektir. Hatta kusurlu olan taraf davacı ya da davalı fark gözetilmeksizin  tazminat ödemeye mahkum olabilecektir. Tüm bu sebeplerle vatandaşlarımızın uzman kişilerle bu süreci yürütmeleri hayati önemi haizdir.  Ancak ben, bana boşanma konusunda tüm danışanlarıma da belirttiğim gibi somut olayın özelliklerine göre duygu ve düşüncelerim değişkenlik gösterebiliyor olsa da    “Allahın en sevmediği helal Boşanmadır” diyerek kendilerini bir kez daha düşünmeye davet  ediyorum ve elbette  ailelerin mümkün mertebe beraberliğinden yana olduğumu vurgulayarak bu konuyu noktalamak istiyorum.

    Son olarak Avukat  Hanım yeni yıl öncesi 2017’a dair temennilerinizi öğrenmek isteriz.

     

    2017 yılının öncelikle tüm ülkemiz insanının sağlıklı bir beden ve psikoloji ile huzurlu bir ortamda yaşayabildiği darbesiz, terörsüz ve mutlak güvende olduğunu hissettiği, sosyal yaşam içine karışabildiği bir yıl olmasını diliyorum. Bununla birlikte  sosyal dayanışmanın hakim olduğu 2016nın ikinci yarısında yaşadığımız kabus geceye karşı tek yürek olarak birleşen insanlarımızın bu bilinçten uzaklaşmamasını ve ekonomik olarak da ülkemizin içinde bulunduğu  zor koşulların bir an önce son bulmasını temenni ediyorum. 2017 Herkes için sağlıklı mutlu huzurlu bir yıl olsun inşallah. Hepimizin yeni yılı kutlu olsun…

     

    Av. Hakime Işıklı Bahçeşehir Hukuk Bürosu

    Fırat  Cad. No:2 İşmekan Residence Kat:11 Ofis:76  Bahçeşehir İstanbul 0212 669 22 44